Anasayfa Kosova Ülke Raporu

Kosova Ülke Raporu

tarafından ipeklilerkosova

İdari Yapı

Sırbistan ve Karadağ devlet sınırları içinde kalan ve denize çıkışı olmayan Kosova bölgesi, 1999 yılından bu yana fiilen Birleşmiş Milletler idaresindedir. Kosova, gerek Sırpların gerekse Arnavutların kültürel kimlikleri açısından büyük önem verdikleri bir bölgedir. 1990’lı yıllarda etnik farklılıklar ve siyasi baskı sonucu alevlenen bir savaş yaşayan Kosova’dan hâlihazırda Birleşmiş Milletler sorumlu olsa da bölgenin nihai statüsü belirlenmiş değildir.

Kosova, Avrupa’nın en yoksul bölgelerinden biridir. Halkının neredeyse yarısından fazlası yoksulluk sınırının altında yaşamaktadır. Her ne kadar bölge zengin yeraltı kaynaklarına sahip olsa da temel ekonomik gelir kaynağı hala tarımdır.

Tarih

Slav ve Arnavut halkları Kosova’da 8. yüzyıldan bu yana birlikte yaşadı. Bölge, 14. yüzyılın ortalarına kadar o zamanki Sırp İmparatorluğu’nun merkeziydi ve Sırplar da Kosova’yı devletlerinin doğduğu yer olarak kabul ediyor. Aradan geçen yüzyıllarda etnik denge Arnavutlardan yana değişirken, Kosova, özellikle destansı şiirlerde de örnekler görüldüğü gibi Sırbistan’ın altın çağının simgesi haline geldi. Sırbistan’ın Kosova Savaşı’nda uğradığı yenilgi, Müslüman Osmanlı İmparatorluğu yönetimine geçişi beraberinde getirdi. Yüzyıllarca süren bu dönemin ardından Sırbistan ancak 1913’te Kosova’nın denetimini yeniden ele aldı ve bölge daha sonra Yugoslav Federasyonu’na bağlandı.

Özerklik Süreci

Sırplar ve Arnavut kökenliler arasında bölgenin denetimi için yaşanan rekabet 20. yüzyıl boyunca sürdü. 1960’larda bölgede Arnavut ulusal kimliğinin bastırılması, Belgrad’ın tutumunun da yumuşamasını sağladı. Arnavut kökenliler Kosova ve Yugoslav yönetimi içinde tutunabilmeye başladı. Ancak Yugoslav Devlet Başkanı Tito’nun ölümü ardından bağımsızlık eğilimleri de iyice güç kazandı. Kosova’nın Yugoslav yönetimi içindeki etkisinden duyulan rahatsızlık onu takip eden Slobodan Miloşeviç döneminde iyice su yüzüne çıktı. 1989’da Yugoslavya devlet başkanı olan Miloşeviç, bölgenin özerklik haklarını geri alma yönünde adımlar attı. 1991’de Arnavut liderlerin bağımsızlık ilanına rağmen, 1990’lar boyunca süren pasif direniş hareketi bağımsızlık ya da özerkliğin adını sağlamayı başaramadı. 1990’lı yılların ortalarında Kosova Kurtuluş Ordusu (UÇK), Sırp hedeflerine saldırılarına hız verdi. Saldırıları büyük ve şiddetli bir Yugoslav asker harekatı takip etti.

Savaş

Slobodan Miloşeviç’in krize çözüm çabalarını reddetmesi ve Kosovalı Arnavutlara karşı uygulanan zulüm kampanyasına yanıt, 1999 Mart ayında başlayan NATO hava saldırıları oldu. Sırp güçler ise bu sırada Arnavutlara karşı etnik temizlik kampanyasına girişti. Yüz binlerce mülteci Arnavutluk, Makedonya ve Karadağ’a kaçtı. Olaylarda yaklaşık 10 bin kişi öldü. Sırp güçler 1999 yazında bölgeden çıkarıldı. Bölgenin yönetimini Birleşmiş Milletler üstlenmiştir. Kosova, cumhuriyet olma yolunda gereken adımları atmış, Meclisini, Hükümetini ve diğer yönetim organlarını oluşturmuştur.

12 Haziran 1999 tarih ve 1244 sayılı BM Güvenlik Konseyi Kararı’yla geçici olarak Birleşmiş Milletler idaresi altında olan Kosova, idari açıdan 30 belediyeden (Deçan, Dragaş, Uroşevac/Ferizaj, Fushë Kosova, Glogovac, Djakova, Gilan, İstok, Kaçanik, Kamenica, Klina, Leposaviç, Lipljan, Malisheva, Mitrovica, Novobërda, Obiliç, İpek, Podujevo, Priştine, Prizren, Rahovec, Skenderaj, Suhareka, Shtime, Vitia, Vučitrn, Zvečan ve Zubin Potok) oluşmaktadır. Söz konusu belediyeler KFOR (NATO Barış Gücü) sorumluluk sahaları itibariyle belirlenmiş beş bölge altında toplanmaktadır. Bu çerçevede, İngiltere Priştine, ABD Gilan, İtalya İpek, Fransa Mitrovica ve Almanya Prizren bölgesinden sorumludur. Türk Tabur Görev Kuvveti de Alman Tugayı bünyesinde Prizren’de görev yapmaktadır.

Coğrafi Konumu

Kosova Balkan Yarımadası’nın merkezinde yer almaktadır. Kuzey ve kuzeydoğusu Sırbistan’la dar sınırı oluşturmakta, güney ve güneydoğusu Makedonya’ya, güneybatısı Arnavutluk’a ve batısı Karadağ’a komşudur. Kosova’nın Sırbistan ile 265 km, Makedonya ile 116 km, Arnavutluk’la 101 km ve Karadağ ile 62 km olmak üzere sınırlarının toplam uzunluğu 544 km’dir.

  • Yüzölçümü: 10.887 km²
  • Nüfus: 1.956.196 kişi (1991’de yapılan ve Arnavutların boykot ettiği nüfus sayımı sonucu) Nüfusu, Arnavut, Türk, Sırp, Karadağlı, Boşnak ve Roman halkları oluşturmaktadır. 1991 yılından bu yana Kosova’da nüfus sayımı yapılmamıştır.
  • Başkent: Priştine
  • Dil: Arnavutça
  • Din: Kosova’da Müslümanlar %76 nüfus oranıyla çoğunluğu oluştururken, Hristiyan-Katolik dine mensup olanlar %16, Hristiyan Ortodoks dine mensup olanlar ise %8 nüfus oranına sahiptir. (1991 Yılı Nüfus Sayımına göre)

Kosova Standartları

“Etnik köken, ırk veya din esas alınmadan herkesin korkusuzca, kin veya tehlike olmaksızın serbestçe yaşayabileceği, çalışabileceği ve seyahat edebileceği ve herkes için hoşgörünün, adaletin ve barışın olacağı bir Kosova’yı oluşturmak amacıyla 10 Aralık 2003 tarihinde 8 maddeden oluşan ‘KOSOVA STANDARTLARI’ benimsenmiştir.” (Ayrıntılar Ek1’de sunulmuştur.)

I. İşlevsel Demokratik Kurumlar

II. Kanun Hakimiyeti

III. Hareket Özgürlüğü

IV. Kalıcı Dönüş ve Topluluklar ve Mensuplarının Hakları

V. Ekonomi

VI. Emlak Hakları

VII. Diyalog

VIII. Kosova Koruma Güçleri

Ekonomik Yapı

  • Halen hiçbir sanayi faaliyetinin bulunmadığı Kosova’da temel faaliyet alanlarını tarım ve Kosova’daki uluslararası varlığa hitap eden hizmetler sektörü oluşturmaktadır.
  • Kosova’nın ekonomisi temel olarak tarıma dayanmaktadır. Başlıca tarımsal ürünler; tahıl (buğday, arpa, mısır), çeşitli sebzeler, kenevir, elma ve üzümdür. Ormancılık yapılan bölgelerde sığır, koyun, domuz gibi canlı hayvanlar da yetiştirilmektedir.
  • Kosova, yer altı kaynakları (kurşun, sülfürlü demir, altın, nikel, linyit, vb.) bakımından zengin bir ülkedir. Özellikle Trepça ve Nova Brdo’da kurşun, bakır, çinko, gümüş, altın ve krom çıkarılmaktadır.
  • Ülkedeki işsizlik oranının %60’lar civarında olduğu tahmin edilmektedir.
  • Para Birimi: Euro (1 Ocak 2002’den itibaren)

Kosova-Türkiye İlişkileri

Dışişleri Eski Bakanı Hikmet Çetin, 1992’de Bosna-Hersek konulu bir toplantıda yaşadığı ilginç bir olayı şöyle aktarıyor: “Türkiye de çağrıldı. Miloşeviç, Karadziç hepsi oturuyorlardı. Benim yanımda Amerika Dışişleri Bakanı [Lawrence Sydney Eagleburger] vardı. Yugoslavya’da yedi yıl büyükelçilik yapmış. Bana dönerek ‘Siz bu felaket yerlerde 500 yıl nasıl kaldınız?’ dedi.” [Zaman, 22.9.1994].

Bu “başarı”yı açıklayan “Osmanlı barışı” kavramıdır. Hemen belirtmeliyiz ki burada “barış” ile siyasi ve etnik istikrar kastedilmektedir. Birkaç çalkantılı dönem dışında, Osmanlı İmparatorluğu Balkanlarda bir üst kimlik, bir Osmanlı kimliği oluşturmuştur. Bu üst kimlik, 19. yüzyılda milliyetçi akımın doğmasından sonra dahi kolayca yıkılamamıştır. Osmanlı yönetiminde binlerce Boşnak, Arnavut, Pomak ve Çingene kendi rızaları ile İslam dinine geçtiler. İslam’ı, hakim millet olan Türklere entegre olmak ve Hristiyan Sırp ile Bulgarlara karşı Osmanlı korumasından yararlanmak için kabul ettiler. Bu Balkan Müslümanları etnik olarak Türk değildir. Sırp ve Bulgarlarla aynı dilleri konuşurlar. Ancak din dolayısıyla kendilerini, Slav akrabalarından daha çok Türklere yakın hissetmektedirler. Buna ek olarak, tarih boyunca ve halen bugün Sırplar, milliyetçi idealler adına Balkan Hristiyan birliğini parçalarken tek ve sabit bir Müslüman toplum imajı yaymıştır. Türk, Pomak (Müslüman Bulgar), Boşnak (Slav Müslüman) ya da Goralı (Pomaklar ve Makedonya Torbaları ile akraba Slav Müslüman), Sırplar için hepsi “Türk”tür; zira hepsi Müslüman’dır. Bu yüzden Türkiye sadece birkaç milyon Balkan Türkünden değil, etnik kökenler ne olursa olsun nüfusları 10 milyonu bulan Balkan Müslümanlarından da sorumludur. Bu, Türkiye’nin tarih sorumluluğudur.

Balkan Türklerinin Türkiye’ye olan psikolojik sevgisi bugün hala devam etmektedir. Kosovalı Romanlar, Osmanlı Padişahının kendilerine savaşlardaki cesaret ve sadakatlerine mükâfat olarak emanet ettiği sancağı hala saklamaktadır. 1997’de Belgrad’daki gösteriler sırasında bazı pankartlarda “Neredesin ey Osmanlı yönetim altındaki günler” yazılıydı. Kosova Türk Tabur Görev Kuvvetine gösterilen yoğun sevgi, yabancı gözlemci ve gazetecileri zamanında çok şaşırtmıştı. Türkiye’den yapılan her resmi ziyaret, Kosova’da büyük coşku yaratmaktadır. Birçok Müslüman Arnavut için Türkçe ikinci bir dildir. Düğünlerde ve diğer bayramlarda Osmanlı izleri hala canlı. İroniktir ki Balkan Müslümanları, Osmanlının hatırasına Türkiye’nin kendisinden daha sadık kalmışlardır. Prizren, tıpkı bir Osmanlı şehri olmak için tüm özelliklere sahip.

Kosova Türkleri, Türkiye ile olan siyasi ve ekonomik ilişkilerini en üst seviyede tutmaya özen göstermektedirler. Ayrıca Türkiye’deki tüm gelişmeleri de yakından takip etmektedirler. Özellikle Prizren’in Türkiye ile yoğun ticari ve sosyal münasebetleri vardır. Hemen hemen tüm ailelerin Türkiye’de bir akrabası bulunmaktadır. Şimdiye dek Türkiye; KFOR, UNMIK ve AGİT Misyonuna asker, polis ve uzmanlar sağlayarak Kosova’nın güvenlik ve istikrarına katkıda bulunmuştur. Türk taburları sadece güvenlik ile ilgili değil, aynı zamanda insan misyonları da yerine getirmektedir: okul ve yol inşası, tarihi binaların onarımı, sağlık ve sosyal hizmetler gibi.

Kosova’da Türkiye’nin varlığı her yerde kendini hissettirmektedir. Türkiye’nin Kosova politikası değişmemiştir. Dışişleri Bakanı Abdullah Gül’ün, Ekim 2005’te Priştine ve Belgrad ziyaretleri sırasında beyan ettiği gibi: “Kosova, NATO müdahalesinin yapıldığı 1999 öncesine dönemez, bölünemez ve komşu ülkelere ilhak edilemez. Bunun dışında bütün seçenekler açıktır”. Sırbistan buradan hareketle Türkiye’nin Kosova’nın bağımsızlığını desteklemediğini iddia etmektedir.

Türkiye toprakları üzerinde hatırı sayılır bir Kosovalı Göçmen nüfus yaşamaktadır. Bu göçmenlerin İstanbul’da birçok dayanışma derneği bulunmaktadır:

  • Kosova Prizrenliler Kültür ve Yardımlaşma Derneği
  • Kosovalılar Dayanışma Derneği
  • Priştineliler Kültür ve Dayanışma Derneği
  • Kosova Gilanlılar Derneği
  • Kosova İpekliler Kültür ve Yardımlaşma Derneği

Ayrıca bu beş dernek İstanbul’da ”KOSOVA TÜRK DERNEKLERİ FEDERASYONU” adı altında bir federasyon kurulmasına karar vermişlerdir. Türkiye’de Balkan kökenli vatandaşların sayısı ise bir milyonun üzerinde tahmin edilmektedir. Bu insanlardan bazılarının Kosova’da ya da başka yerlerde akrabaları bulunmaktadır. Bu yüzden Türkiye, Balkanlardaki sorumluluğunu kendi menfaatlerinin ötesinde değerlendirmelidir. Türkiye’nin pasif Kosova politikası, Türkiye içinde de eleştirilmektedir. Ulusal Güvenlik Stratejileri Araştırma Merkezi (TUSAM) Başkanvekili Ali Külebi’ye göre, Türkiye “çok boyutlu bir dış politika” izlemelidir. Bu bağlamda Türkiye, Balkanlardaki potansiyel nüfuzundan da yararlanmayı bilmelidir. Başlangıç olarak Türkiye, Kosova’da Türkçe eğitime ve kültürel faaliyetlere maddi yardımda bulunabilir. Kosovalı Türkler, Türkçe eğitim araçları sıkıntısı yaşamaktadır. Ayrıca Türkiye’de okuyacak öğrenci kontenjanının arttırılmasını ve Türkiye’den alınan diplomalarının muadilliğini talep etmektedirler. Ankara, Balkanların bu en kritik bölgesinde yaşayan Türkler adına UNMIK nezdinde görüşmelerde bulunabilir.

Türkiye, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin 1244 sayılı kararının eksiksiz uygulanmasına destek vermekte, KFOR, UNMIK ve AGİT Misyonu’na asker, polis ve uzmanlar sağlayarak Kosova’nın güvenlik ve istikrarına katkıda bulunmaktadır. Türkiye, yüzyıllardır süregelen tarih ve kültürel bağları dolayısıyla Kosova ile ilgili gelişmeleri yakından takip etmektedir. Kosova’daki Türk azınlığın kazanılmış haklarının korunmasına ve Kosova’nın siyasi ve idari yapılarında adil ve hakça temsilin büyük önem verilmektedir.

Kosova’da Kasım 2001’de yapılan genel seçimlerde; Kosova Demokratik Türk Partisi (KDTP), %1 oy oranıyla elde ettiği 3 (2’si kontenjandan) üyelikle Parlamento’ya girmiştir. Başbakan Bajram Rexhepi, 5 Mart 2003’te Sağlık Bakanlığı görevine KDTP üyesi Dr. Resmiye Mumcu’yu atamıştır. 23 Ekim 2004 tarihinde yapılan son seçimlerde ise KDTP 8353 oy alarak (%1.21) gene 2’si kontenjan 3 milletvekili ile Parlamento’da temsil hakkı kazanmışlardır. Kosova Parlamentosuna seçilen 3 Türk milletvekili, parlamentoda çeşitli komisyonlarda görevlidirler.

26 Ekim 2002 tarihinde yapılan yerel seçimlerde KDTP; Priştine’de bir, Prizren’de dört belediye meclis üyeliği elde etmiş, Prizren’de LDK (Kosova Demokratik Birliği) ile koalisyon kurarak yerel yönetime ortak olmuştur.

1991 yılında yapılan son nüfus sayımı sonuçlarına göre Kosova’da yaşayan soydaşlarımızın sayısı 10.838’dir. Kosova Demokratik Türk Partisi’nin (KDTP) Kasım 2001 ve 2003 seçimlerinde aldığı oylar dikkate alındığında, Kosova’daki mevcut soydaş nüfusunun en az 35.000 civarında olduğu tahmin edilmektedir. Öte yandan, Kosova’da Türkçe’yi anlayıp konuşabilenlerin sayısının, soydaş rakamının çok daha üzerinde, 300.000 – 350.000 kişi arasında değiştiği anlaşılmaktadır.

Kosova Standartlarının Yerine Getirilmesi

Kosova Türk toplumu ve KDTP Kosova’nın geleceğiyle ilgili görüşmeleri desteklemektedir. Müzakereler sonucunda nihai statüsünün çözümlenmesini beklemektedirler. Kosova Meclisi’nde kabul edilen ve kendilerinin de “evet” oyu kullandıkları Rezolüsyonu desteklerken bu çerçevede Kosova’nın geleceğiyle birlikte Türk toplumunun statüsünün de belirlenmesini beklemektedirler. Kosova’da hukuk üstünlüğüne ve adalete dayalı, serbest dolaşımlı, çok uluslu bir devletin oluşmasını istemektedirler.

Kosovalı Türkler, Toplumlar Danışma Kurulu’nda yer aldıkları gibi Kosova Heyeti çerçevesinde Ana Müzakere Grubu ve Çalışma gruplarında Türk temsilcisinin de yer almasını istemekte. Nihai Statüsünün çözümüyle yan yana çıkarılacak olan Kosova Anayasasında Türk toplumunun Kosova’nın yapıcı unsuru olarak belirlenmesini beklemekteler. Yeni Kosova Anayasasına da 1989 yılında Miloşeviç’in ve 1999 Kosova savaşı sonrası ilk UNMIK Şefi Fransız Bernard Kouchner’in yok saydığı YSFC’nin 1974 Anayasasında yer alan Türk Dili’nin ve Türkçe Eğitimin tanınmış ve aynı Anayasa ile verilmiş ve kazanılmış haklarının tekrar kazanılması ve Türklerin yoğun yaşadıkları yerleşim yerlerinde Türk dilinin eşit dil olarak belirlenmesini. Kosova’da yaşayan topluluklara belli haklar tanıyan seçim sisteminin uyarlanıp kabul edilmesini. Kosova Meclisi’nde ve Belediye meclislerinde tahsis edilmiş sandalyelerin temin edilmesini. Nüfusun çoğunluğunu Türklerin oluşturduğu yeni kurulan pilot Mamuşa Belediyesi’ne maddi ve manevi destek, özel olarak eğitim öğretme destek istenmekte. Kosova’da mevcut Türkçe eğitimine Türkiye’den kadrosal desteğin devamı. Kosova Üniversitesi bünyesinde Türk Dilinde yeni bölümler açılması ve mevcut durumun çok kötü olduğu ders kitaplarının en acil Kosova’da basılması Kosova Eğitim ve Öğretim Planına ve Türklerin ihtiyaçlarına uygun olarak ellerinde olması. Türk toplumuna bir günlük gazetenin sağlanmasıyla iletişimin daha yüksek düzeye çıkarılması Kosova Ulusal TV ve radyolarında mevcut olan yetersiz yayınların hacim ve çeşitliliklerinin artırılması. Kosova Türk toplumu temsilcilerine Türkiye Cumhuriyeti ile çifte vatandaşlık ve diğer ilişkilerin tanınması istenmekte. Arnavut tarih kitaplarından Türk düşmanlığını körükleyici bölümlerin çıkartılması Kazanılmış ve kazanılacak hakların pratikte kullanılması için koşulların yaratılması. Ulusal TV ve radyoda Türkçe yayınların 1999 Kosova Savaşı öncesi seviyeye çıkarılması Türkçe ders kitaplarının hazırlama ve yayınlama sürecinin hızlandırılması ve kitapsız çocukların eline geçmesinin temin edilmesini, Kosova Meclisi’nde çıkan yasalar ve kararların Türkçe’ye çevrilip yayınlanmasını.

Sonuç ve Yapılması Gerekenler

Türkiye Cumhuriyeti ve Kosova arasında daha sıkı ilişkilerin kurulması, Parlamentolar arası diyaloğun arttırılması gerekmektedir. Devletler nezdinde üst kademe görevlilerin karşılıklı ziyaretler gerçekleştirmeleri gerekmektedir. Kosova ile ekonomik ilişkilerde öncelikle ülkemizde üretilen tüketim mallarının satışına önem verilmeli ve şu anda ağırlıklı olarak İstanbul piyasasından alışveriş yapan Kosovalı esnafa Anadolu ürünlerini de tanıtıp, toplam ithalatında %14 gibi küçük bir pay olan Türk ürünleri payının arttırılması gerekmektedir. Bu kapsamda yaşanan gıda kodeksi sorununun da çözümlenmesi ve iki ülke gıda kodekslerinin uyumlu hale gelmesi gerekmektedir. Kosova, ilk planda 2.000.000 nüfusu ile orta büyüklükte bir şehir kadar olmasına rağmen, bütün ihtiyacını ithalat yoluyla karşılayan Avrupa’nın ortasında bir ülke olarak önemli bir ticaret merkezi olabilir. Türkiye’ye ve Türk insanına karşı büyük bir hasret, sevgi ve saygı gözlenmektedir. Hemen hemen herkesin Türkiye ile bir bağı olup, tamamen Türk televizyonlarını izlemekte ve TV reklâmlarından etkilenmektedirler. Ancak, iyi kötü çok iyi bilen bir kültüre sahip olan halka her zaman kaliteli veya en azından sözleşmeye uygun mal sunmak şarttır. Piyasada Türk malları vardır, fakat sık sık Türk mallarının kalitesinin giderek bozulduğundan ve pazarın tamamına sahip olmak varken giderek daraldığından bahsedilmektedir. Bunda “Ucuz Olsun, Çok Satılsın” düşüncesi ile Türkiye’den kalitesiz mal götüren Kosovalı tüccarların payı büyüktür, bunun önüne geçecek tedbirler alınmalıdır. Karayolu ile mal sevkıyatında transit geçiş yapılan Bulgaristan ve Makedonya sınırlarında büyük sıkıntılar yaşandığı belirtilmektedir. Özellikle Makedonya’nın kendi mallarının satışını arttırmak amacıyla 100 km.’lik sınırdan tır’ların geçişine 7 günden önce izin vermediği söylenmektedir. Kosova pazarına % 14 gibi az bir ürün satabilen ülkemizin, dış ticaretini artırmak amacıyla bu konuda da (kargo uçakları ile taşımacılık dahil) etkili tedbirlerin alınması gerekmektedir.

Türkiye ile ticarette büyük kolaylık sağlayacak olan Türk bankalarından birinin acilen şube veya büro açması gereklidir. Kosova yetkilileri ile görüşmeler yapılarak dış ticaret düzenlemelerinin en azından bütün ülkeler için eşit uygulanmasının temin edilmesi gerekmektedir. Bu konuda bazı ülkelere (Sırbistan, Karadağ, Makedonya vs.) indirimli gümrük vergilerinin uygulandığı belirtilmektedir. Çok yüksek olan işsizliğin önlenmesi için meslek eğitim alanında Türkiye ile işbirliği içerisine girilmeli, Türkiye’de meslek eğitimi veren kurslar açılmalı ve Kosova’dan kursiyerler davet edilmelidir. Yunanistan, Slovenya, Almanya, Malezya gibi ülkelerin iş adamlarının otobüslerle sık sık gelerek ticaret imkânlarını zorladıklarını, Yunanistan’ın bir tek meyve suyu fabrikasının ürünlerinin ülkede en çok satılan ürün olduğunu, buna karşılık Türkiye’den etkili ve sürekli bir organizasyon görmediklerini beyan etmektedirler. Turizm konusunda da en çok tercih edilen ülkenin Türkiye olduğu bu sebeple acilen Türk turizm bürolarının açılması ve turizm organizasyonlarının yapılması gerekmektedir. Turizm konusunda Kosova’daki otellerin kiralanması, satın alınması veya yeni oteller yapılmasına da ihtiyaç vardır. Bölgede var olan Osmanlı Mimari Eserlerinin restorasyonuna önem verilmeli ve planlanan yenileme çalışmaları acilen başlatılmalıdır. Alt yapı ve inşaat konusunda büyük yatırımların planlandığı söylenmektedir. Türk inşaat sektörünün başarısı bilinmektedir. Bu konu yakın takibe alınıp ihalelere girilmelidir. Kosova’da Türk ürünlerinin sergilendiği fuar beklentisi vardır. Böyle bir organizasyonun müzik, tiyatro, halk oyunları ve spor karşılaşmaları ile de donatılıp her yıl “Türk Ürünler Haftası”nın yapılması çok faydalı olabilir. Tarım alanları düzgün, verimli fakat çok parçalanmış görünmektedir. Bu konuda etkili bir araştırma yapılamamakla birlikte, bütün tarım ürünleri ve sebze-meyvenin de ithalat yoluyla karşılandığı dikkate alındığında bu konuda da özel bir araştırma yapılabilir. Sanayi yatırımları konusunda, yalnızca 2 milyon nüfuslu Kosova için yatırım yapmak çok ekonomik görülmeyebilir. Ancak, Kosova merkezli çevre ülkeler de hedef alan bir pazar için yatırım yapmak değerlendirilebilir. Yatırım konusunda, öncelikle kamuya ait olup şu anda atıl duran ve kurtarılmayı bekleyen tesisler mercek altına yatırılıp değerlendirilebilir. Kosova’da yapılan özelleştirmelerde atıl durumda bulunan birçok tesis bulunmaktadır. Bu tesisler ile Ticaret ve Sanayi Odalarımızın ilgilenmeleri ve bu özelleştirmeler ile ilgili bilgilerin Türk Sanayicisine yatırımcısına ulaştırılması gerekmektedir. Kosova Ekonomi Odası ülke ekonomisine hakimdir. Oda ile ilişkilerin arttırılması amacıyla “Kardeş Oda” kabul edilip maddi ve manevi yardımlaşma sağlanabilir. Oda Yöneticileri Türkiye’ye davet edilip Türk Sanayi hakkında bilgi verilir ve Kosova’daki araştırma ve yatırım kararlarında da görüşlerinden faydalanılabilir.

Kosova’daki Türk varlığı, ülkemiz lehine bir potansiyeldir. Ülke çoğunluğunu teşkil eden Arnavut asıllı kişileri rahatsız etmeyecek derecede Türklerin kurdukları dernek ve odalarla özel olarak ilgilenilerek dostluk köprüleri kurulabilir. Bu bağlamda Kosova’da kurulu bulunan Türk Dernek, Vakıf ve Meslek Örgütlerinin Türkiye’de yapacağı çalışmalara ve Türkiye’deki Göçmen Dernek ve Vakıflarının Kosova’da yapacağı sosyal, kültürel ve ekonomik faaliyetlere destek olunması gerekmektedir. KDTP Kosova Demokratik Türk Partisi, Kosova Türklerini bir çatı altında toplamalıdır. Parti içerisinde ayrımcılık, bölücülük yapılmamalıdır. Kosova Türkleri denildiği zaman akla KDTP gelmelidir. Ülkemiz TV Kanallarının bir çoğu Kosova’dan izlenebilmektedir. TRT ve Özel TV Kanallarının bölgeye ve bölgenin sorunlarına, ihtiyaçlarına yönelik programlar yapması gerekmektedir. T.C. Üniversitelerinde, Kosovalı öğrenciler için sağlanan yüksek öğrenim kontenjanlarının arttırılması gerekmektedir. Ayrıca Kosova’da bir Türk Üniversitesi’nin açılması konusunda gereken görüşmeler yapılmalıdır. Kosova’da görev yapan T.C. Eşgüdüm Müsteşarlığı, Kosova Türk Tabur Görev Kuvvet Komutanlığı, Türk Polis Kontenjanı Yetkilileri, TİKA Kosova Yetkilileri, Anadolu Kalkınma Vakfı Temsilcileri, Priştine Üniversitesi Türkoloji Bölümü Yetkilileri vb. kuruluşlar, Türkiye’de ilgili Bakanlıklar ve Türkiye’de yerleşik Göçmen Dernek ve Vakıfları Temsilcileri ile bir araya getirilip bölge ile ilgili durumlar görüşülmelidir.

Kosova nüfusunun %76’sı Müslüman’dır. Bu Müslüman nüfus dinine bağlı, İslam dinini yaşayan bir toplumdur. Ama, Kosova’da artan Hristiyanlık faaliyetleri bu topluma zarar vermeye başlamıştır. Yapılan bu çalışmaların önlenmesi gerekmektedir. Bu konuda T.C. Diyanet İşleri Başkanlığı Kosova’da daha aktif bir rol oynayacak şekilde yapılandırılmalı, Kosova’ya Kur’an-ı Kerim, Türkçe Meal ve her türlü dini kitaplar gönderilmelidir. Halkın ticaret ve tarım dışında bir geliri yok gibi görünmekte ise de, alım gücünün yüksek olduğu ve yatırıma hazır nakit bir potansiyelin olduğu söylenmektedir. Her şeyin nakit alınıp satıldığı ülkede çok sayıdaki villa tipi müstakil konut inşaatı da bu fikri doğrulamaktadır. Birbirlerine çok tutkun bir aile yapısına sahip halkın, hemen hemen yurtdışında çalışan çok sayıdaki yakınları önemli bir para kaynağı göstermektedir. İki yıldır ülkede bulunan 50.000’e yakın yabancı asker ve sivil personel de ekonomide önemli bir kaynaktır.

Kaynaklar:

  • KDTP Parti Programı ve Kosova Sorunları Bülteni
  • KDTP Web Sitesi www.kdtp.org
  • İstanbul Ticaret Odası Kosova Raporu
  • Ankara Sanayi Odası Kosova Raporu
  • Rıfat Sat Kosova Raporu
  • Şecaattin Koka Kosova Raporu
  • BBC-Turkish
  • http://www.bbc.co.uk/turkish/indepth/story/2004/10/printable/041022_kosova_rehber.shtml
  • Erhan Türbedar, Tarihte Değişen Siyasi ve Sosyal Dengeler İçinde Kosova Türkleri
  • Can Karpat, AIA Türkiye Masası Balkanların en kritik bölgesinde yaşayanlar: Kosovalı Türkler 15.12.2005

Ek.1

KOSOVA için STANDARTLAR

“Etnik köken, ırk veya din esas alınmadan herkesin korkusuzca, kin veya tehlike olmaksızın serbestçe yaşayabileceği, çalışabileceği ve seyahat edebileceği ve herkes için hoşgörünün, adaletin ve barışın olacağı bir Kosova için”

Priştine’de Sunuldu, 10 Aralık 2003

 
  1. Kosova’nın 2023 Avrupa Komisyonu Raporu: Bu rapor, Kosova’nın siyasi ve ekonomik durumu, AB ile entegrasyon süreçleri ve genel kalkınma hedefleri hakkında detaylı bilgiler içermektedir. Rapor, Kosova’nın bölgesel işbirliği ve sürdürülebilir kalkınma alanlarındaki ilerlemelerini de kapsamaktadır. Görseller ve raporun tamamı için buraya tıklayabilirsiniz (EU Enlargement) (EU Enlargement).

  2. BTI 2024 Kosova Raporu: Bu rapor, Kosova’nın ekonomik performansı, sosyal politikaları ve çevresel sürdürülebilirlik konularında geniş kapsamlı veriler sunmaktadır. Raporda, Kosova’nın ekonomik toparlanma süreci, işsizlik oranları ve genç nüfusun işgücü piyasasına katılımı gibi konular ele alınmaktadır. Detaylı bilgi ve görseller için BTI 2024 Kosova Raporu sayfasını ziyaret edebilirsiniz (BTI 2024).

Bu kaynaklarda, Kosova’nın tarihinden güncel ekonomik ve sosyal dinamiklerine kadar geniş kapsamlı bilgiler ve görseller bulunmaktadır.